Zeki Demirkubuz etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Zeki Demirkubuz etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

5 Ocak 2019 Cumartesi

Yeraltı

Dostoyevski'nin edebiyatla yaptığını sinema ile bir adım öteye geçerek ete, kemiğe bürüyen, dahası sizi de yer altına çeken müthiş bir film. Dikkat; ciddi anlamda düşünmeye, sorgulamaya, eleştirmeye sevk eder...


Şunu iyi bilin ki, gösteriş budalası insanlardan, gösterişli laflardan, gösterişin kendisinden, hiç hoşlanmam, bu bir. Kibirden, kendini beğenmişlikten, bütün bu dağları ben yarattım havalarından, süslü kişiliklerden nefret ederim, bu iki. Yalakalardan, yalakalıktan, yalakaca edilmiş laflardan ve davranışlardan da nefret ederim, bu üç. Dördüncüsü, gerçeği, içtenliği, samimiyeti çok severim. Ve Dostoyevski'nin dediği gibi: gerçeğin, her şeyin üstünde, zavallı egolarımızın bile üstünde tutulmasını isterim. Arkadaşlığın karşılıklı, açık sözlü ve yalansız olanı için canımı veririm. Evet buna bayılırım. Arkadaşlık, hassaslık ve incelik isteyen bir iştir. Öyle kabalığa, özensizliğe, alaycılığa gelmez.

4 Aralık 2009 Cuma

Benim için fark etmez

Zeki Demirkubuz’un tüm filmlerini izledikten sonra bunların arasında Yazgı’nın yönetmenin filmografisi içinde gerçekten özel bir yeri olduğu rahatlıkla söylenebilir. Bu filmleri özel kılan unsurların başında gelen ve benim için en önemli olan ise Demirkubuz’un filmlerinde kurduğu insanlarıyla, sokaklarıyla,diyaloglarıyla,kostümleriyle o kendine özgü dünya.Bu yapıyı o kadar sağlam ve güçlü kuruyor ki hiçbir şekilde aksamıyor.İnsan zihninde yarattığı gerçeklik hissi mükemmele çok yakın.Bu insanları , bu sokakları, bu evleri bir yerlerde gördüğümüz hissine kapılmadan edemiyoruz.Filmin çok iyi başardığı bir diğer nokta oyuncu seçimi ve bu oyuncuların sergiledikleri performansla doruğa çıkan hikaye anlatımı.Zaten yönetmenin diğer filmlerinde de gördüğümüz gibi filmlerine uygun oyuncuları seçebilmesi ve bu oyuncuları adeta elinde yoğurarak onlara yeni bir kişilik kazandırması takdire şayan.Serdar Orçun,Zeynep Tokuş ve Engin Günaydın ; üçü de gerçekten özel bir film için özel bir iş yaptıklarının bilincindeler gibi.Özellikle Serdar Orçun için bir parantez açmak gerekirse yaşadığımız çağda her yerde karşımıza çıkan bu süper kahramanlar arasında sıradan ve içimizden olanın ne kadar güçlü ve etkileyici olabileceğini gözler önüne seriyor.Albert Camus’un yabancı adlı romanından bir uyarlama Yazgı.Baş karakterimiz Musa hayata karşı olan kayıtsızlığıyla farklı bir duruş geliştirmiştir.Onun için bir çok durumda yapılacak tercihler arasında pek de bir fark yoktur.”Beni seviyor musun” diye soran Sinem’e çok rahat bir şekilde Bilmiyorum ama galiba “Sevmiyorum” diyebilmekte. ”Benimle evlenir misin” dediğinde de “Benim için fark etmez” diyebilmektedir. Kimine göre çok karmaşık ve içinden çıkılmaz olan hayat ona göre oldukça basit ve sadedir çünkü.

1 Aralık 2009 Salı

kaderin böyle yol belli eğ başını usul usul yürü şimdi

Bir söyleşisinde Demirkubuz aynen şöyle söylemişti;”Aslında bütün filmlerimin adı kader olabilir”.Çok haklı olduğunu söylemeliyim.Kaderin şekillendirdiği hayatlar bu filmde kader işte,kaderi buymuş dedirtiyor insana.Yoksa Uğur’un sonunu bile bile Zagor’un peşinden Anadolu’yu köşe bucak gezmesi,Bekir’in Uğur’un peşinden oradan oraya sürüklenmesi başka nasıl açıklanabilir ki.Hayatta bazı insanlar için oldukça fazla gibi görünen bir çok şeye sahip olmamız bunları bir çırpıda gözden çıkarabilecek kadar aşıksanız hiçte vazgeçilmez değildir.Bir çok sahnede aşk böyle bir şey galiba insana yaptıramayacağı şey yok diyesi geliyor insanın.Seni terk eden herkes her zaman yanında kendilerinden bir parça bırakır mı sorusuna koşulsuz bir evet cevabını beraberinde getiriyor film.Oyunculuk Demirkubuz filmografisinden alışık olduğumuz üzere inanılmaz.Bekir ve Uğur’un performansları göz kamaştırıcı.Sinop genelevindeki tartışma sahnesi ve filmin finalindeki masa başı sohbeti etkileyici.Dikkat edilmesi gereken Bekir’in filmin başlangıcındaki haliyle filmin sonundaki haline bakarak geçirdiği müthiş değişimin filme kattığı ruh ve hava.Mekanlar çok iyi seçilmiş.Böylesi bir hikaye sanki Basmahane’de (İzmir) yaşanmış bir çok yaşama ithafen yazılmış gibi.Türk sinemasında kilometre taşı olabilecek bir film.