15 Ağustos 2010 Pazar

Bashu,gharibeye koochak

1989 yılı yapımı İranlı yönetmen Bahram Beizai’nin hem senaryosunu yazıp hem de kamera arkasına geçerek yönettiği film.Behram Beizai sürekli sorgulayan biri.Nereden geliyorum,nereye gidiyorum,ben kimim sorularına yaptığı sorgulamalar sinemasına da yansıyor.Fars mitolojik kültürü söz konusu olduğunda ,İran performans sanatları tarihi boyunca hiç kimse Beizai'nin bunları kullanma konusundaki yetkinliğine ulaşamamıştır.Sıcaktan kavrulan bir çöl kasabasına yağan bombalarla başlıyor film.Her yerde patlayan bombalar ortalığı cehenneme çevirmişken,bombalara inat kararlı bir biçimde yoluna devam eden eski bir kamyon birazda şans eseri halen hareket halindedir.Düşen bombaların hızını kestiği bir anda duran kamyona küçük esmer bir çocuğun gizlice bindiğini görürüz.Kamyona gizlice binen çocuk İran- Irak savaşında köyü bombalanan ve ailesi ölen Arap azınlığa mensup Bashu’dan başkası değildir.Ertesi sabah içinde uyuyakaldığı kamyonetin durmasını fırsat bilip indiğinde bambaşka bir coğrafyaya geldiğini anlamakta gecikmez.Kuzey ve Güney İran arasındaki fark bariz bir biçimde ortadadır ve küçük Bashu gördüğü manzara karşısında şaşkınlığa düşer.Vardığı köyde kocası gurbette çalışan iki çocuk annesi Naii Bashu’yu himayesine alır.Ten renginin koyuluğundan Bashu’ya yaban gözüyle bakıp kendini ayıplayan köylülere de aldırış etmez.Muhtemelen yaşadıkları köyden dışarı çıkmadıklarından ve İran’daki kültürel farklılıklardan bihaber olduklarından çocuğu garipser hatta Farsça konuşamadığı için ona aptal damgası bile vururlar.Zorluklara İnat Naii Bashu’ya kol kanat gerip analık yapmaya devam eder,zamanla aralarındaki inanılmaz sevgi bağına şahit oluruz.Bir gün Farsça kendini anlatmakta çaresiz kalan Bashu Arapça olarak başına gelenleri Naii’ye aktardığında savaşın yeryüzündeki en yıkıcı,en kötü,en acımasız,en mutsuz şey olduğunu bir kere daha çarpar yüzümüze.En suçsuz,en günahsız olan Bashu’dur ama en büyük acıyı da o çekmektedir.Annesi yanarak can vermiş,babası göçük altında kalmıştır.Yer yer yaşadığı korku dolu anlar nedeniyle geçirdiği travmaların açtığı yaraları hiç beklemediği zamanlarda karşısına çıkan annesinin hayali iyi etmektedir.Naii Bashu’yu benimseyip sevgisini sundukça Bashu’da kaybettiği ailesinin boşluğunu bu sevgiyle doldurmakta her anlamda aldığının daha fazlasını vermeye çabalamaktadır.Öyle ki Naii hastalandığında çocuklara bakar, evi evirip çevirir.İyiden iyiye ailenin bir ferdi olmuştur.Hayatın oldukça zor ama bir o kadarda mutlu sürdüğü bu coğrafyada vefa,sevgi,sadakat gibi bazı değerlerin daha yoğunluğuna yaşandığına şahit olmasam bu film beni o denli içten etkilemezdi.İzlediğimde tıpkı diğer İran filmlerini izlediğimde dediğim gibi özlediğim ve hayal ettiğim sinema bu,bana en tanıdık gelen sinema dili bu dedim.İyi ki İran var,iyi ki İran sineması var yoksa bir şeyler hep eksik kalırdı.